14 Ocak 2013 Pazartesi

banyan bonsai (netten)

BANYAN
The banyan’s thick roots suggest a secret fluidity, like wax, uncommon to plants: frozen over Pitsamai’s shoulder, beginning where bone used to jut from her thin flesh, sliding down her shoulder blades, curling around her upper arm (carefully trained not to restrict movement), stretching across her collarbone and down her breastbone, down the neat lines of her ribs. They frame her right breast. I always think they will flow when Pitsamai is alone, even though she tells me this isn’t the case.
The thick leaves advertise Chiang Mai University. Veins curl in the letters in Thai and English, artificially white against dark green. Pitsamai loves her university.
The tangled trunks rise from her shoulder, as tall as her forehead. Aerial roots dangle from its branches, always reminding me of hair (sometimes tangling with Pitsamai’s hair), and they are my favourite part. I always tilt my head when I kiss Pitsamai’s lips, so the aerial roots brush my cheek. When I kiss the base of the tree, that special place where root is fixed to flesh, the aerial roots tangle in my hair.
I considered, years ago when no skin-tree grew on me, acquiring a banyan. Perhaps it’s retained its allure because I have to be with Pitsamai or another of my girlfriends to enjoy it: a double pleasure, like spicy meat inside a rice ball.
“I am worried,” Pitsamai, biological engineer at Chiang Mai University, said in English.
“Oh, don’t say that!”
The previous night, Kim Cuc had torn off the infected leaf and fastened it in her third notebook. She’d written in the lizard-spined one, summarising this latest infection. By the light of glowing Buddhas, she’d wiped the tears from her cheeks and pretended the sickness was only a small thing, a two-hour stomach upset among the skin-trees.
The look on Pitsamai’s face when she took the leaf from Kim Cuc’s notebook ended that flimsy lie.
They stood on the edge of Pitsamai’s lab, where the Asian skin-trees had been created. Behind them were rows of tables, glass equipment, remote-controlled machines that tended to the cultures and plants in secure and biohazard cabinets. One of Pitsamai’s colleagues sat at a table, inputting data to a computer. Graphs arced across its screen.
Several specimens in the cabinets — skin-trees grafted to synthetic limbs — bore the dark marks of the disease.
“It’s beginning to spread very quickly,” Pitsamai said, “and in many parts of the world. Örn is seeing them in Iceland now. Neroly in Venice has begun a clinic, and noticed a dramatic rise two days ago — partly due to people only just hearing about the clinic, only just getting concerned, but many were new. This afternoon I v-chatted with one of the first cases in Australia. Half the leaves on his tree are brown and shrivelling. I think the skin-trees will die from this.”
Skin-trees were not meant to do that before the person’s death.
Kim Cuc played with the amulet at her throat, hating the nausea that wriggled in her belly like a troublesome naga. “What more can I do to help?”
“Keep collecting samples for me. Talk to some of the older cases in your notebook.” Pitsamai tangled her fingers into Kim Cuc’s. “I know it will be hard, seeing their trees so ill, but I need to know if any of them have managed to slow down the illness’ progression. Or if any of them have got healthier. I’m still trying various treatments.”
Inside the synthetic limbs flowed blood from infected people. Pitsamai and the others had already learned that they battled a virus that passed fluidly from person to person, by sweat and other excretions, flowing into the tree through its thin, nutrient-drinking roots. It was not like a fungus, where removing the affected areas might save the rest of the plant. So far it hadn’t reacted to general or specific antivirals. Containment didn’t work on something so eager to transfer in such a small quantity of liquid.
“Do you want to take some of my blood?” Kim Cuc asked, looking away from the ailing specimens. “Maybe you’ll find a cure with it.”
Such outright selfishness made her guilty, but she couldn’t bear the thought of her durian withering. Maybe, just maybe, Pitsamai would find a cure from one of the injections into her blood. And another sample always helped.
Pitsamai smiled. “Of course I’ll take some.”
After Kim Cuc’s blood filled a small container and Pitsamai found some sugary biscuits, they kissed. Banyan aerial roots brushed Kim Cuc’s ear, drawing a small sigh from her mouth. The banyan’s leaves, speckled brown, rustled against her hair.
“Work hard and well, as always,” Kim Cuc murmured.
“I hope you find something useful, love.”

13 Ocak 2013 Pazar

Japon akça ağaçları – Acer Palmatum

Akça ağaç
Yurdumuzda Karadeniz Bölgesi’nde sonbaharda renkten renge giren, yaprağını döken ormanlarda bolca bulunan ağaçlar genelde akça ağaçlarıdır. Akça ağaçlarının yaprakları, sürgün rengi, yazın aldığı renkler, sonbahardaki dökülme renkleri o kadar güzeldir ki sanki çiçek açmış bitkiler kadar dikkat çekerler. Yerlere dökülen ilginç yapraklar, ilkbaharda açan ve sonra çiçekleri dökülen bitkiler kadar etkileyicidir. (Gövde ve dalların gelişim şekilleri de öyle…)
Akça agaç
Yurdumuzda akça ağaçları en iyi bilen Hayrettin Karaca’dır. Onun kurduğu Karaca Arboretum da (Ağaç müzesinde), Yalova’da bu bitkileri toprakta görebilirsiniz. Zannediyorum müzenin döner sermayeli fidanlığında Akça ağacı fidelerini bulabilirsiniz. (Burası dışında da pek çok yerel serada artık değişik türler boy boy satılıyor, ne aradığınızı bilin yeterli. Belki dev gibi yaşlılarını bile bulabilirsiniz. Şimdiden uyarmalıyım Akça ağaç türleri yaşlandıkça çok pahalı olurlar, fiyatları görünce ürkmeyin!)
Japon akça ağacı
Yapraklar
Tanıtacağım bitki yine Akça ağaç, fakat, doğada fazla boylanmayan türü (5-8 metre). Minik şehir bahçelerine, saksı’da ağaç yetiştirmeye uygun. İsmi, Japon Akça ağaçı (Acer Palmatum).
İthalatın artmasıyla birlikte yurdumuza son 10 senedir bolca giren Japon Akça ağaçları, doğru ortam sağlandığında mükemmel görüntüsüyle modern heykele benzerler. Bu bitki,çit gibi budanmaya müsaittir, ilkbahar da istenildiği gibi şekil verilebilir.
Dünyadaki tüm Japon tarzı bahçelerde, çiçek açan manolyalarla, açelyalar, boncuklu kış bitkileri ya da budanabilen yeşil bitkilerle beraber bolca kullanılmışlar’dır. Yurt dışında serin, rutubetli iklimlerdeki modern parklarda karşınıza çıkıyor. Oralarda, renkleri ve bitkinin tül gibi gelişen dallarını daha çok vurgulamak için 10-20 li gruplar halinde dikerek, sergiliyorlar.
Japon akça ağacı gövde
Yapraklar, yeşil, açık yeşil, sarı, bordo, ya da alacalı, el şeklinde (zaten palmatum lafı buradan gelir), ya da ince tül, dantel gibi olabiliyor (A. p dissectum).
A p dissectum atr.
Acer palmatum butterfly
Yeşil türler, renklilere göre daha zahmetsiz, hızlı gelişirler, sonbahar renkleride kırmızıdır (bence daha güzeller). Bordo yapraklılar biraz zahmetli, rutubet ve serin ortamlar esas tercihleri. Bitkilerde dikkat edilecek en önemli nokta, rutubetli çimen ya da toprak üzerinde yarı gölgeli bir alana, humuslu iyi toprakla dikimin yapılmasıdır. Rutubet bu bitkilerin gelişimini arttırıyor. Beton zemin içine, yol kenarında, tam güneşe dikilen bitkinin yaprakları ağustos aylarında çok su kaybedip, kavruluyor, sonraki senelerde de zor gelişiyorlar.
Japon Akça ağaç, su
Kışların soğuk, karlı, yazların rutubetli geçtiği tüm asitli topraklarda ( siyah ormansı, yumuşak toprak) ve serin bölgeler de, Japon Akça ağaclar yetişebilir. Gölet kenarları Japon Akça ağaçları için mükemmel yerlerdir.
Uyarmalıyım, gündüz güneşte bu bitkileri sakın sulamayın. Yapraklar yanabiliyor. Suyunu, güneş yokken verin. Çok sıcaklar da bile akşam vakti yaprakları ıslatmayın, kökleri sulayın, bu bitkiler çok hassas…
Acer palmatum tohum
Üretimleri sonbahara doğru ürettikleri kanatlı tohumlardan yapılıyor. Bu tohumlar toprağa dökülürse kendiliğinden yeni yavrular filizleniyor. Daldan çeliklemekte bir diğer üretim şekli , ama tohumdan üretim en eğlencelisi..
A p dissectum a.
Yere doğru söğüt gibi büyüyen türleri (A.p. dissectum), kışın kızılcık gibi kırmızı gövdeli olanları (A. senkaki), mükemmel renk alan (A.p Japonicum) türleri, bir de görüp de aşık olacağınız (A. Shirasawanum) ‘u tavsiye edebilirim.
Acer p.
Çok değişik türleri olan bu bitkiyle ilgilendikçe, türlerin sonu yokmuş gibi gelebilir, ama, buna değer!.
Not:
Bu bitkiden mükemmel bonsai’ler yapabilirsiniz…
Murat Pilevneli.

2 Ocak 2013 Çarşamba

bonsai çeşitler (netten alıntı)


GÖVDENİN ŞEKLİNE GÖRE


Formal Upright (Chokkan)

Ağacın tek ve düz yukarı doğru uzanan bir gövdesi vardır. Kökler tabanda her yöne dağılır şekildedir. Dallar sağ sol ön ve arkadan bakıldığında simetrik olmalıdır.


Informal Upright (Moyogi)

Gövde kavisli ve hafif yana yatık olabilir. Zirve mutlaka tabanın üstünde olmalıdır.


Slanting (Shakan)

Gövde saga yada sola eğimli sekildedir. Dallar ağacın her iki yanındada büyümelidir.


Cascade (Kengai) Semi Cascade (Han-Kengai)

Gövde bükümlü olarak saksıdan aşağı doğru büyümelidir. Dallar aşağı doğru saksıyı geçmezse semi cascade geçerlerse cascade stilidir.


Coiled (Bankan)

Gövde aşırı derecede kıvrımlıdır. Bazı durumlarda gövde kendine sarılırcasına kıvrılmıştır.


Literati (Bunjingi)

Bu stilde ince bir gövde ve genellikle yukarda toplanmış dallardan oluşur. Tarzı zarifliktir.


Twisted (Nejikan)

Bütüm gövde kıvrımlıdır. Kıvrımlar bitkinin doğası gereği kendinden oluşmaktadır.





AĞACIN GÖVDE SAYISINA GÖRE


Single-Trunk (Tankan) : Tek gövdeli

Twin-Trunk (Sokan) : Çift Gövdeli

Three-Trunk (Sankan) : Üç Gövdeli

Five-Trunk (Gokan) : Beş Gövdeli

Clump (Kabudachi) :

Bu stilin özelliği dalların kümelenmiş gibi birbirine çok yakın şekilde olması ve bir kökten büyümesidir.





KÖKLERİN ŞEKLİNE GÖRE


Exposed Root (Neagari)

Bonsainin kökleri dışarıda büyümektedir. Çıplak kökler bitkiyi sanki uzun yıllar çok zor koşullarda kalmış gibi gösterir.


Sinuous (Netsuranari)

Çok sayıda daldan oluşur ve bu dallar farklı köklerden büyümüş gibi görünür fakat hepsi toprağın altındaki bir kökten büyümüştür.


Raft (Ikadabuki)

İsmi sal(raft) gibi olmasından gelmektedir. Buradaki dallar toprağa gömülmüş ana daldan çıkmışlardır.





DALLARIN ŞEKLİNE GÖRE


Broom (Hokidachi)

Bu şekil ters çevrilmiş bir süpürge(broom) gibidir. Gövdenin yaklaşık ortasında her yöne dağılan küçük dallardan oluşur.


Wind-Swept (Fukinagashi)

Tüm dallar ve gövde çok kuvvetli bir rüzgarın etkisinde kalmış gibi bir yana doğru eğrilir.


Extended (Sashieda)

Bir yana doğru büyümüş kalın tek bir dalının olduğu tek gövdeli bir ağaçtır.





DÜZENLEME ŞEKLİNE GÖRE


Group Planting (Yose-Ue)

Sığ bir saksıya bir grup aynı cins ağacın dikilmesiyle oluşturulur.


Rock-Grown (Ishitsuki)

İki çeşidi vardır. Birincisinde ağaç direk bir kaya parçasının üstünde büyümektedir. Diğerinde kökler kayanın üzerinden uzanıp toprağa yetişmektedirler.



Hazırlayan : Bonsaitr Sitesi tarafından hazırlanmıştır.